27 Nisan 2013 Cumartesi

Keçeden gül yapımı...

Allahım bugünleri de gördüm ya... Çok şükür...
Keçe işine başlamam henüz çok yeni... Ama yine de birilerine fikir verebiliyorsam ne mutlu...

Geçenlerde yaptığım bir gülün fotoğrafını gören bir takipçim nasıl yapıldığını sorunca bende hemen yapıp fotoğrafladım...

İşte keçe Gül yapımı 




Ben özellikle artık keçeleri değerlendirdim.
5 Adet  küçük yaprakçıkları aşağıdaki gibi kestim.




Ardından düz bölümlerinden iğne ve iplikle dikip iple büzdüm.

26 Nisan 2013 Cuma

2.hobi Eşleşmeleri

Değerli hobi Katılmcıları

İşte eşleşmemiz....



 40- atolye nott * 29- Esra Akın
 27- Biraz Ondan Biraz Bundan * 1. Siyah Beyaz Baykuş
2- FMH * 4- Proje Çantası
12- Şeker Şeyler Atölyesi *3- Hiko
10- Kardeşler Nikah Şekeri * 21- Kim ki Bu deli
15- Hobilerim ve sena * 42- o bir anne
9 - İlayda'dan Hobiler * 35- Acemi Gelin
38- Meleğimin Etkinlikleri * 41- aslının dunyası
39- merlin akademi * 19- IKN Design
7- Pembe Masallar * 32- Değmesin Yağlı Boya
14- Dikiş Dünyam *  30- Kızımın Cicileri
33- Lol * 20- Nesli Akça
6- Öznur'un Dünyası 24- Kuleli Şatolar
36- Wild Poppy Fields26- Pembe Köpük Tasarım
34 - HGK Günlükleri * 18- 3prenses
28 - Türkan'a Özgü37- Hayal Mekan
8- Fuska'nın Atölyesi * 23- Ben Oğlum ve Hobilerim
13- Sandukam * 11-Şirin Tasarımlar
22- Sahildeki Ev * 16- Pembe Düşler Ülkesi 
5- Bir Demet Öykü * 17- Jeli Boncuk
25- Balıketli ama Güzel Hatun * 31- Mor Cafe


Birbirleri ile iletişime geçen arkadaşlar buraya yorum bırakabılırse takıbımız kolay olur... Teşekkürler kolaylıklar...


Not: Kırmızı olanlar hediyelerini gönderenler...

25 Nisan 2013 Perşembe

2. Hobi Etkinliğine yok mu 1 kişi daha:)

2. Hobi etkinliğini birazdan eşleştireceğim ancak 1 kişiye daha ihtiyacımız var....Yok mu katılmak isteyen?

İşte katılımcı sayfamız

2.Hobi etkinliği


Hadi bekliyoruz...


** Bu son çalışmalardan horozlu mutfak önlüğü....Kız kardeşimin çeyizine doğru yola çıkıyor:) 


24 Nisan 2013 Çarşamba

2.hobi etkinliği ile ilgili genel bilgilendirme!!

Merhaba hobi blogdaşlarım.

Yine ilginizi eksik etmediniz teşekkür ederim. 2. Etkinliğimizi eşleştirmeden önce bazı noktaları yeniden anımsatmak istedim. Zira ilk etkinlikte yaşanan can sıkıcı olaylarla karşılaşmak istemeyiz.

Bu etkinlikteki ilk amacım üretmeyi teşvik etmek, hobi blogları tanımak, sitelerimize trafik sağlamak ve hediyelerimizle yüzlerde bir tebessüm olmaktı... Benim gibi düşündüğünüz ve beni yanlız bırakmadığınız için yeniden teşekkür ederim.

23 Nisan çocuk şenliğinde Arya Kız..

Şükürler olsun güneşi gördük... Öksürük krizlerimiz azalmaya başladı ayrıca..Bitmek bilmeyen kış, gribal enfeksiyonlar vs bizi eve hapsetmişti... Sonunda hava bugun biraz sındı üstekil ilk kez ilçemizde bir çocuk şenliği düzenlenmişti ( tabi bu klasik stadyum bayramlarının da sonu demek sanırım). 

Bizim kız bayıldı bu şenlik olayına...

ARYA KIZ ÇALAR KOMŞU KIZ OYNAR :)


KİM KORKAR PALYAÇODAN :)


ÇOOOK SÜT İÇEN ABİİ


22 Nisan 2013 Pazartesi

23 Nisan Neşe Doluyor insan....


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Tüm ulusumuza ve dünya çocuklarına kutlu olsun...

Bizlere ve evlatlarımıza bağımsızlığımızı bırakan başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm vatan uğruna bedenlerini feda eden şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun...

Tüm dünya çocuklarının bu mutlu günü kutlu olsun, bayramınız neşeli olsun çocuklar....

gerçekten 23 nisan neşe doluyor insan :)

 

11 Nisan 2013 Perşembe

Yarım kalan keçeleri tamamladık...

Yaptığım keçeleri yapıp yapıp yarım bırakıyordum ya keçe bitiyordu, ya boncuk... bu hafta evde olunca tamamladım bende...Nasıl olmuşlar...







2. hobi etkinliğe katılmak isterseniz TIK TIK 

Bebeğinizi güvenle besleyebilirsiniz...


Kızımın doğum öncesinde tecrübeli anne arkadaşlarımdan aldığım tavsiyelerle set olarak edinmiştim. Doğum sonrası kızımı emzirmek ilk etapta sandığım kadar kolay olmadığını görmüştüm. Bir hafta içinde göğüs ucu acısı yaraya dönmüş canımı acıtmaya başlamıştı... Bebegımı besleyemıyordum. O donem ımdadıma Philips Göğüs Kalkanı çok ciddi işe yaramıştı.. Alltaki havuzu sayesinde taşan sütlerim bile ziyan olmamıştı...

İşe dönüş sürecinde sağdığım sütleri güvenle biberonu ve uçlarını kızımda kullandım. Şimdi bir anne olarak içim rahat bir şekilde yeni annelere ve bebek bekleyen tüm taze annelere önerebilirim...

O bir Anne güvenle öneriyor...


Philips AVENT Natural serisindeki göğüs pompaları, biberonlar ve biberon emzikleri, bebeğinize hayata en doğal başlangıcı sunabilmek için emzirmeyi ve biberonla beslenmeyi kolaylaştırıyor

Her anne bebeğini en doğal şekilde beslemek ister. Annelerden ilham alınarak geliştirilen yeni Philips AVENT Natural Serisi, biberonların tasarımını ve dokusunu bebekler için en doğal hale getirirken, göğüs pompaları ile de annelere en rahat kullanımı sunuyor. Biberon ile beslenmeyi emzirmeyle en doğal şekilde birleştiren annelerin 1 numaralı tavsiyesi* Philips AVENT’in yeni Natural Serisi; göğüs pompaları, biberon emzikleri ve biberonları ile annelerin tüm ihtiyaçlarına yanıt oluyor.

İstanbul, TürkiyeBebeğini emzirirken rahat etmek anneler için çok önemlidir... Philips AVENT ve Philips Centre for Health and Well-being tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre annelerın yüzde 23’ü, emzirirken sırt ağrılarından çok şikayetçi olduğu için ilk 3 aydan sonra bebeklerine anne sütü vermeyi bırakıyor. Emzirme uzmanları ile birlikte geliştirilen Philips AVENT'in yeni Natural Serisi’nde bulunan Manuel ve Elektronik Göğüs Pompaları, annelere rahatlık sunacak ve bebeklerin daha fazla anne sütüyle beslenmesine imkan sağlayacak şekilde geliştirildi. Annelere daha rahat sağma pozisyonu sağlayan Philips AVENT Comfort Pompalar, sütün biberona aktığından emin olmak için annelerin öne doğru eğilmeleri sorununu ortadan kaldırıyor. Manuel pompaların ele uyumlu yapısı sayesinde pompalama işlemi daha az yorucu olurken, elektrikli pompalarda bulunan dört farklı ayar sayesinde anneler kendileri için en uygun olan ayarı seçebiliyor. Philips AVENT’in patentli beş yapraklı masaj başlıkları, bu seride de devam ediyor. Masaj başlıklarının daha yumuşak ve rahat dokusu, süt akışını harekete geçirerek daha fazla süt elde edilmesini sağlıyor.
Philips AVENT Natural Serisi Biberonları’nın tasarımları, bebekler için biberonla beslenmeyi de daha doğal hale getiriyor. Annelerden ilham alınarak tasarlanan yapısı ve eşsiz konfor sağlayan yaprakçılar, bebekler için göğüs ucuna yakın bir his oluşturuyor. Bu yapı, biberon emziğinin daha yumuşak ve esnek olmasını sağlıyor ve içeriye çökmeden bebeğin beslenmesine yardımcı oluyor. Biberon ile beslenmeyi emzirmeyle birleştirmeyi kolaylaştıran bu tasarım, hem anne sütüyle beslenen hem de ek gıdaya geçen bebekler için kolaylık sağlıyor. Ayrıca diğer tüm biberon emziklerinde olduğu gibi tatsız ve kokusuz silikon malzemeden üretilen biberon emzikleri, Natural serisinde de devam ediyor.

7 Nisan 2013 Pazar

2.Hobi Etkinliği Başlamıştır...

İlk etkinliğimizi bitirince ikinci etkinliğimize başlayalım dedim... Bir şeyler üretmek, yeni bloglar keşfetmek, hediyeler,  paketler hazırlamak.... Keçeleri elime alınca acaba nasıl birşey yapsam diye düşünmek öyle keyifli ki... Haydi hobi bloggerları 2. etkinliğimize var mısınız???




Etkinlige katilmak isteyen hobiseverler (keçe, örgü, dantel, kurdeleciler, ahşap boyamacılar, dikişçler, nakışçılar....) katilmak istedikleri takdirde blog tanitimlarini yapacagim.
Ve bu postlari sag alanda ayri bir gadget ile hep guncel tutacagim.
Sure sonunda da eslesen bloggerlar birbirlerine el emekleri ile yaptiklari urunleri gonderecekler.
Hem hediyelesmis olacagiz, hem yeni bloglar tanıyacağız hemde bloglarimiza trafik saglamis olacagiz. Birbirinizi izlemeyi unutmayın:)



Hobi Etkinliği Tamamlanmıştır....

Hobi bloglarının katılımları ile gerçekleştirdiğimiz ilk etkinliğimiz tamamlanmıştır.
 


52 bloggerın katıldığı etkinlikte özenle hazırlanmış yaratıcı el emeklerini gördük birlikte...Son halini görmek isterseniz işte buradan da tekrar bakabilirsiniz...

Burada da eşleşen arkadaşlarımızı bulabilirsiniz.

Yaklaşık 2 aya yayılan bu etkinlikte bazı olumuzlukları da gorduk yasadık ne yazık ki.... Üzülen arkadaşlarmız oldu... Adresini göndermeyen,  adresi alıp hediyelerini göndermeyen,  hediyeleri bir bedeller kıyaslayan, beğenmeyip geri gönderenleri bile gördük.... BU sebeple 2. etkinliğimde bunlara daha fazla dikkat edeceğim...Benim yola çıkış amacım üretmeye teşvik edecek, ürettiği el emeği ile hiç tanımadığu hanelerde yüz gülümsetecek bir anı olmaktı...Bu sebeple bir bedelle kıyaslamak, hediyenin büyüğü küçüğü olmaz diye yetiştiğimiz için hiç düşünmemişim açıkçası...

Neyse bu etkinliğie destek olan üretmeye teşvik eden tüm bayanlara tekrar teşekkür ediyorum... Elleriniz dert  görmesin..

2. etkinlikte görüşmek üzere....

5 Nisan 2013 Cuma

İLK HAYAT'IM


Bebeğinizle geçirdiğiniz her an çok önemlidir; özellikle de "ilk anları" hayat boyu unutulmaz. İlk bakışı, ilk adımları, ilk kelimesi bir ömre bedeldir. Peki, bebeğinizin ilk’lerinden oluşan bir video yapmak ister misiniz?

Hayat Su, Bebeğimle Hayat Facebook sayfasında bu özel anları unutulmaz kılmak ve sevdiklerinizle paylaşabilmeniz için İlk Hayatım video uygulaması hazırlamış.


Bebeğinizin fotoğraflarını uygulamaya yükleyerek çok sevimli  bir video hazırlayabilirsiniz. Bebeğinizle hazırladığınız videoyu da sevdiklerinizle Facebook, Twitter ve E-posta yoluyla paylaşarak onun ilk anlarını ölümsüzleştirebilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Okudum - Yorumladım - Mucizeler Dükkanına Dönüş

Sevgili Bir öyle Bir böyle blog sahibesinin çekilinden kazandığım kitap hediyesini bir solukta okudum...



Sevimli içinizi ısıtan bir kitap oldugunu soylemıstı gercekten de oyleymıs...

Ustelık tamda keçe kursuna baslayıp kendımı kece ıle rehabilite ettiğim bir dönemde cok severek okudum... seri kitaplarınıda okumak isterim..

Bende biraz Maeve Binchy romanlarını anımsattı...Örgü kursıyerlerinin hikayelerini severek okuyacaksınız...Ben 2 yağmurlu gunde severek bitirdim...

Bu arada bende okudugum bu kıtabı su cekılımde armagan etmek ıstıyorum... Kazanan bloggerda okuduktan sonra hedıye ederse cok mutlu olurum....

2 Nisan 2013 Salı

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor


Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor.
 Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.

Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün.

 Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

Dünya Otizm Farkındalık Günü

2 Nisan dünya Otizm Farkındalık günü... Çocuklarımızı sosyal alanlara döndürebilemk için yaşanan mücadeleye destek olalım... Nazım 'ın annesi İrem Hn 'ın kaleminden...


       Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay. 

       Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM. 

      2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

      Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum. 



Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor. 

       Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor. 

       Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz. 

      Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Çok yaygın bir yanlış kanı, özellikle erkek çocukların geç konuştuğu veya anne/babası geç konuşan çocukların da geç konuşacağı düşüncesi… Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım. 

Eğer çocuğunuz; 

Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,
İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,
Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,
Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,
Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,
Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,
Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,
Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,
Günlük yaşamındaki düzen ve program değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,
Kendisine ve çevresine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,
vakit kaybetmeden teşhis için uzmanlara başvurmak gerekiyor. 

      Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor. 

       Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak. 

       Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor. 

        Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark;  erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları. 

      Oysa yaşamın gerçeği hiç de böyle söylemiyor size! Oğlum Nazım Özgün ile okul öncesi eğitim, ilkokul ve ortaokul süreçlerinde yaşadıklarımız, ayrımcılık hikayelerinden ibaret.  Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında bizlere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim! 

      Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omuzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı bizimle paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor. 

      Oğluşum, benim uğur Böcüğüm, aldığım her nefesin anlamı, yaşam öğretmenim! Onunla birlikte otizmle mücadele ederken, mutluluğun tek bir bakış veya tek bir kelimeden ibaret olduğunu görme fırsatım oldu. Seslenince dönüp bakması, ağzından tek bir kelime çıkması, ağlayıp öfke krizleri geçirmeden bir tam gün geçirmesi, benimle gezmeye, markete, restorana, sinemaya gidebilmesi, kendini hayatın gündelik akışında veya okul hayatı içinde idare edebildiğini görmek için… yıllarca sabırla bekledim. 


 Biz ikimiz,  çok başka bir yerden, büyük bir boşluktan, hiçlikten, sessizlikten, kapalı bir fanusun içinden geliyoruz. Yoku çok, azı fazla, yaşam sevincinin dibine vuran, hayatı farklılıkları ile yaşamayı öğrenmek zorunda kaldığımız bir uçurumun taa en dibinden geliyoruz. Öyle bir yerden geliyoruz ki, “gelmez, düzelmez, hayata katılmaz, konuşmaz, kendini seslendirmez, hayatı anlamaz, anlatamaz, asla paylaşamaz, duygularını gösteremez, hissedemez, arkadaş olamaz, okuyamaz, hiçbir zaman tam öğrenemez, hatta sevemez” demişlerdi… Hepsinin ne kadar boş olduğunu yaşama sımsıkı tutunmasıyla gösteren oğluşumun annesi olmak kadar beni hayatta tanımlayan bir şey yok! 

       Son 8 yılda ailemiz haline gelen otizm topluluğunun içindeki her otizmli çocuk benim de çocuğum, otizmli anne-babalar ise yoldaşım. Onlardan sadece biri olarak diyorum ki, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

       Her yıl Nisan ayı, Türkiye’de otizm adına yeni umutlar, yeni adımlar demek… Eğer siz de “Otizmin farkındayım, ama fark etmek yetmez, yaşamı paylaşmak gerek!” diyorsanız,  otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün.  

Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder! 

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşan herkese yürek dolusu selam olsun! 

M. İrem Afşin 
Nazım Özgün’ün Annesi
Gönüllü Otizm Aktivisti
iremafsin@gmail.com
www.twitter.com/iremafsin  
www.facebook.com/afsinirem 
www.hthayat.com/yazarlar/m-irem-afsin


OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ! Kampanyası: 
Otizmi fark et, fark ettir! Farkında olman yetmez, yaşamı paylaş! Yaşamı paylaşmak, sorunları paylaşmaktır. Ayrımcılık yapma, otizmliye engel yaratma! 

#otizmifarketyasamipaylas  http://youtu.be/O-xTwfFbGoo  





Bloggerlar olarak desteğinizi esirgemeyin...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...